Şehir Şiirleri Antolojisi



Felsefenin yüzlerce cilt kitap yazıp cevabını bulmaya çalıştığı “varlık” ve “yaradılış” sorularının cevabını;
“Diledi göre yüzin işide kendü sözin.
Nazar kıldı bir kezin anda cân virdi bana”
diyerek bir tek beyitte vermiştir Yunus Emre. Allah’ın yaratıp varlığından haberdar ettiği, dolayısıyla “bilinme” muradının eseri olan insan, bu murattan kendine düşen payla sanata sarılır ve kendini ifade etmeye çalışır. Dolayısıyla sanat bir varlık ifadesi olarak karşımıza çıkar. Sanatçı Allah’ın yarattığının yanına, O’ndan aldığı ilhamla kendi eserini koyar. Bu bir iddia değil, bir kabul, bir şükür, bir teslimiyettir.
Varlığın irrasyonel tarafını oluşturan sanatı ortaya çıkarmadan kendimizi ifade edebilmemiz mümkün değildir. Zira bizim medeniyetimiz salt rasyonel olgularla izah edilebilecek bir medeniyet değildir. Başkalarının anlamlandırmakta zorlanacağı kavramların kendilerini ifade imkânı bulduğu medeniyetimiz bunları varlığını ilhamdan alan şiire yüklemiştir.
Müslüman algı ve anlayışının oluşturduğu sanat hiyerarşısının en tepesinde şiir yer almaktadır. Zira şiir sürekli akışkanlık ifade etmekte olduğu için onu cisimlendiren insanın hayalleridir. Her kalpte farklı bir şekilde mücessem hale gelen şiir bu haliyle tecellinin de ruha yansımış halidir. Hayat sürekli tecelliye açık olduğu gibi, şiirin anlamı da asla donmaz ve her okuyan için farklı bir tecelliye kapı aralar.
Van Gogh’un Cafe adlı tablosunda resmedip dondurduğu sokak manzarasını Necip Fazıl, okuyan herkesin farklı yorumlayacağı bir hale getirip Kaldırımlar’a nakşeder. Resimde donuk haldeki manzara şiirde hareket halindedir. Evlerin bacasını kollayan yıldırımlara, sokak başında bekleyen devler eşlik etmektedir. Sokak ve sokaktaki her şey hareket halindedir.
Mimar Sinan medeniyetimizin yüzlerce yıllık şiirini mücessem hale getirip Süleymaniye’yi ortaya çıkarırken, Yahya Kemal dondurulmuş olan şiiri kendi ruhunda yeniden erittikten sonra ondaki manayı anlayabilmiş olmasını şöyle ifade ve itiraf etmektedir;
Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum;
Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
Senelerden beri rüyâda görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim.
“Şehirler medeniyetlerin şiirleridir” diye bir söz vardır. Medeniyetler kendilerinin şiirin efsunlu diliyle şehirlerde ifade ederler. Şehri yöneten bizler ise; yüzlerce hatta binlerce yılda yazılmış olan şiiri, yani onun mekâna yansımış şekli olan şehri yeniden yorumlama ve asrın idrakiyle seslendirme sorumluluğunu taşımaktayız. Her mekânında farklı bir mısraın dile geldiği şehri yöneten bizlere düşen o şiiri zamanın raksına uyarlayacak şerhleri yapmaktır.

Oruç Reis Mah. Giyimkent Cad. No:7-1 Giyimkent-Esenler/İSTANBUL

0212 438 30 81 Santral
0212 438 31 40
0212 438 31 42
0212 438 29 64

AYN Medya & İletişim