Kentsel Mekânda Kamusal Alanın Yeri

Kamusal alanlar, kent ve kültürün aynasını oluştururlar. Kentler metropolleşme süreçlerinde ölçek ve form değiştirmekte, kamusal alanlar da buna bağlı olarak farklılaşmaktadır. Pelin Gökgür bu çalışmasında, kamusal alan/kent ilişkilerinin mekâna yansımasını farklı perspektiflerden inceleyerek, özellikle metropollerde yer alan kamusal alanların dönüşümleri ve değişimini açıklamaya çalışmıştır. Çalışma, kamusal alan kavramı, geçirdiği değişim süreci, kamusal alanı meydana getiren öğeler, kamusal alanların analizi, programlanması ve düzenlenmesi konusunda önerilerle sonlandırılmıştır.

 

Kamusal alanlar, her kesimden bireye sunulmuş alanlardır. Genel ifadeyle, kentlinin kullanımında olan kamusal niteliği ifade eden boş alanlar olarak tanımlanabilir. Sokaklar, cadde ve meydanlar kamusal alan olarak tanımlanabilecek mekânlardır. 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra metropolleşmeye bağlı olarak, kamusal alanların niteliği, içeriği ve kullanım özelliği tamamen farklılaşmıştır. Modernleşmeyle beraber kentlerin büyüme süreci bu geçişi hızlandırmıştır. İletişim ve bilgi teknolojilerinin gelişimi, medya ve yeni merkezlerin ortaya çıkması, kamusal alandaki değişimi etkileyen diğer faktörlerdir.

 

Son dönemlerde kamusal alanlar, yerel ve ulusal ölçekte taşıt dolaşımının mekânı olmuşlardır. Yapılan kentsel düzenlemelerde ise, kamusal alanlar ulaşım eksenli planlanmışlardır. Özel sektör tarafından üretilen yeni kamusal alanlar ise, tema parkları, ticaret merkezleri şeklinde tasarlanmışlardır.

 

Kamusal alanın yok oluşu, çeşitli disiplinlerden yazarlar tarafından da tartışılmaktadır. Kamusal alanların giderek temel işlevlerini kaybettiği ve kamusal alanın sanal alanlar ve sanal şebekeler içerisinde devam ettiği, bu sebeple kamusal alanlara ihtiyaç duyulmadığı belirtilmiştir. Sennett, "Kamusal İnsanın Çöküşü" adlı kitabında da, kamusal alanların yok oluşunu, birey yaşamındaki özelleşmeye bağlamaktadır. Birey, kamusal alanda kendisini göstermekten çekinmektedir. Özel yaşam ön plana çıkarken, kamusal yaşam formel bir zorunluluğa dönüşmüştür. Günümüzde ise kamusal alan, iletişim ve karşılaşmaların gerçekleştiği tek alan olmaktan çıkmış, sembolik değerini de kaybederek kent meydanında yeni düzenlemelerle ele alınmaya çalışılmıştır.

 

Pelin Gökgür, Bağlam Yayınları, 2008.

Şehir Fotoğrafları