Modernite ve Mimari

Şehrin fiziki ve sosyal dokusuna dair kalıcı projeler üretmek ve hayata geçirmek için kurulan Şehir Düşünce Merkezi, şehre dair tüm problemleri insan merkezli bir kapıdan ele alarak, çözüm önerileri ve projeler üretmektedir. Şehir Düşünce Merkezi Bilim Kurulu üyeleri ve diğer katılımcı akademisyenler ile yapılmış olan 2012 atölye çalışmaları kapsamında üç kitaptan biri olarak hazırlanan Modernite ve Mimari adlı kitap, şehrin mekânsal perspektiften inceleyerek, yenilenmesi ve geliştirilmesinin yanı sıra insan-mekân ilişkisine de değinmektedir.
 

Modernite ve Mimari, 9 bölüm-9 makaleden oluşmaktadır. İlk bölümde, Prof. Dr. Celal Abdi Güzer, “Batının Doğusu Doğu, Doğunun Doğusu Batıdır” konulu makalesinde,  bugün yaşanan şehirleşme hareketini eleştirmiş, modernizm ilkeleri ile taban tabana zıt düşen, tektonik dışavurum, işlev biçim ilişkisi, ölçekler arası süreklilik gibi ilkeleri dışlayarak eklektik varoluşları meşru kılan ve mimarlığı sadece tüketim nesnesi haline getiren bir şehirleşmeden söz etmiştir. Batı’nın şehirleşmede daha temkinli, tutucu ve korumacı olarak modernleşmede gelenek kavramına sahip çıktığını, Doğu’da Dubai ve Çin, hatta son yıllarda Doğu şehirlerine öykünmeye çalışan İstanbul’un bile “zenginliği mimariye aktarma” manasında bir baştan çıkmışlık yaşadığını belirtmiştir. Güzer, makalesinin devamında Türkiye genelinde eklektik kentleşme ve yapay kimlik arayışları konusuna değinmiştir.
 

İkinci bölüm, Prof. Dr. Füsun Alioğlu’nun “İstanbul Batılılaşma Dönemi” adlı makalesiyle devam eder. Alioğlu, İstanbul’un kent dokusunun 18. yüzyıldan sonra Batı etkisine girdiğini ve mimarisinin de bu eksende geliştiğini aktarır. Modernleşmeyle beraber gereksinimler sonucu yapılara yeni işlevler yüklenmiş ve bu yeni kentsel doku İstanbul’u sosyal, kültürel ve ekonomik işlevlerle tekrar kente katmıştır.
 

Yard. Doç. Dr. Ebru Omay Polat, “Modern İstanbul’u Korumak” adlı makalesinde, İstanbul’u bir yandan Antikçağ, Bizans, Osmanlı ve Akdeniz kenti gibi güçlü kimliklerle ilişkilendirirken, bir yandan da 20. yüzyıl modernitesinde sahip olduğu çehrenin çekingen olmasından bahsetmiştir. Modern İstanbul’un tarihsel perspektifte kendinden önceki mimariyi yansıtırken, günümüz kentsel dönüşümleri ile bu tarihsel zeminde “var olma” sıkıntısı çektiğini dile getirir.
 

Dördüncü Bölüm’de Yard. Doç. Dr. Ali Kılıç’ın “Küreselleşme Sürecinde İstanbul Kıyılarında Dönüşüm, Yerleşme-Kent Kıyısı İlişkisi ve Yerleşme İle Kıyısının Entegrasyonu” makalesiyle, bir kıyı yerleşmesi olan İstanbul’un kıyı dönüşümü ele alınıp, eleştirilmiştir. İstanbul’daki kıyı dönüşümlerinin kent ile olan bağı koparırken, kent-deniz arasında mekânsal, sosyal ve kültürel olarak yeni bir ilişki tanımlandığına dikkat çekilmiştir.
 

Beşinci Bölüm’de, Prof. Dr. Tülin Görgülü, “Türkiye’de Modernleşme ve Çok Katlı Konutlar” adlı makalesinde, Osmanlı’dan günümüze değin gelen modern konut algısını irdelemiştir. Konut barınma gereksiniminin ötesinde, tüketim nesnesine dönüşmüştür. Çok katlı konutların teknoloji ve modernleşme etkisiyle rezidanslara evrilmesiyle, modern ideolojinin sosyal eşitlikle taban tabana zıt olduğunu dile getirmiştir.
 

Yard. Doç. Dr. Oya Akın ve Yard. Doç. Dr. Nilgün Erkan’ın “Kentsel Dönüşüm ve Mahalle Yenileşme Olgusu Bağlamında Planlama-Tasarım İlkeleri” başlıklı yazılarında, kentsel dönüşüm tarihsel perspektifte anlatılmış, yapılan güncel kentsel dönüşümler eleştirilmiştir. Kentsel dönüşümde en önemli problem, kentin bütüncül olarak ele alınmamasıdır. Mahalleleri çevre yerleşimlerle bir olarak alınması ve kentsel boşlukların da planlamaya katılması gerekmektedir. Kentsel dönüşüm bir rant kapısı olarak görüldüğünden kent açısından olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.
 

Doç. Dr. Ebru Erdönmez ve Yüksek Mimar Burak Haznedar’ın “Sosyal İletişim Arayüzü olarak Kentsel Mekân” adlı makalesinde, kentsel dönüşümlerin sadece fiziksel mekânların mimari ve dönüşümü üzerinden değil, sosyal yapılanma ve toplumsal etkileşimle kamu mekânları üzerinden yapılması gerektiği savunulmuştur. Esenler Çiftehavuzlar ve Namık Kemal Mahalleleri üzerinden çalışma detaylandırılmıştır.
 

Sekizinci Bölüm’de Doç Dr. Aynur Çiftçi ve Yard. Doç. Dr. Uzay Yergün’ün “Osmanlı Mimarlığının Modernleşme Sürecinde Temel Bir Yapı Malzemesi: Tuğla” konulu araştırmaya yer verilmiştir. Araştırmanın temelini her biri farklı olmak üzere, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemleri’ne ait 334 adet tuğla oluşturmaktadır. Makalede, tuğlaların tarihsel süreçte kullanımı, genel özellikleri ve yapı mimarisine katılımı belirtilmiştir.
 

Son bölüm ise, “Herkes için Tasarım ve Erişilebilirlik” atölyesi kapsamında değerlendirilerek kitap bitirilmiştir. Doç. Dr. Ebru Erdönmez ve Dr. Alp Sirman yürütücülüğünde gerçekleştirilen çalışmada, Esenler ilçesi bölge incelemesi yapılmış, kaldırımlar, merdivenler, trafik ve yaya geçitleri, park ve oyun alanları çerçevesinde güvenlik sorunları ve bu sorunlar için çözüm önerileri dile getirilmiştir. Kitap her bölüm içinde fotoğraflar ve kaynakça ile de desteklenmiştir.

Şehir Fotoğrafları